Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

gülçin

İstediğin beni hapsetmekse aklından geçirme Biliyorum ben kimim ben neyim Çok güvenme kendine Unutma sakın hatırla Hayat bir eğlence Tadına bak kendince Kalk bak şarkıları hisset Danset hopla melodiyi keşfet Ayak uydur kapıl ritme kendince Hayat sen ne istersen söyle Işığını yak,güzelsin böyle Gözünü kapat kapıl ritme kendince Kendin olmak istiyorsan hiç bakma geriye Başka söze aldanma güzelsin unutma İçinden ne gelirse hayatın ellerinde Ne derlerse desinler herşey senin önünde Kalk bak şarkıları hisset Danset hopla melodiyi keşfet Ayak uydur kapıl ritme kendince Hayat sen ne istersen söyle Işığını yak,güzelsin böyle Gözünü kapat kapıl ritme kendince Sakın utanma kendinden Kendine iyi bak Sakın kaybetme sesini Dinle kendini Sadece güzelliğin değil Kendini gör tırnaklan Hem güçlü hem cesursun Hayatın elinde Kalk bak şarkıları hisset Danset hopla melodiyi keşfet Ayak uydur kapıl ritme kendince Hayat sen ne istersen söyle Işığını yak,güzelsin böyle Gözünü kapat kapıl ritme kendince

Yazılar

grup hepsi ile ropörtaj (3)

animated_52 
Hayatınızın filmi?

Eren: Hayatımın filmi. Büyük Umutlar.

Yeni versiyonu mu?

Eren: Evet.

Gülçin: Hayatımın filmi diyemem.Zaten çok fazla film izlemeyi sevmiyorum. Eren gibi ilgim yok. Ama dans filmlerini izlemeyi daha çok seviyorum.

Cemre: Ya ben, şimdi pek film aklıma gelmedi düşün düşün… Genel olarak Angelina Jolie izlerim; çoğu filmini seviyorum ben. Hayatımın filmi... ımm... (gülüşmeler) Pek bir şey aklıma gelmiyor şu anda.

Yasemin: Benim biraz saçma gelecek insanlara ama Armagedon olabilir. Filmin son sahnesi beni çok etkilemişti. O olabilir.

En son okuduğunuz kitap?

Yasemin: Da Vinci Şifresi.

Gülçin: Ben de en son Da Vinci Şifresi’ni yarıda bıraktım. Sonlarına biraz gelmiştim bıraktım okumadım.

Neden yarıda bırakılıyor bu kitaplar?

Gülçin: Çünkü vakit yok.

Cemre: Zamanımız yok. Normalde ben çok fazla kitap yani yazın özellikle onlarca kitap okurum ama yani şey olmuyor böyle zaman….

Marka tutkunuz var mı?

Yasemin: Yok ama ayakkabıda önem veririm mesela öyle diyeyim.

Mesela en son ne aldın?

Yasemin: En son ne aldım ya ben? Dans ayakkabısı aldım en son. Nike’dan aldım. Hepimiz aldık. (gülüşmeler)

Eren: Marka takıntım yok ama orijinal şeyler giyinmekten hoşlanıyorum. Genelde herkesin üstünde olan moda gibi herkesin üstüne yapışmış giysileri sevmiyorum. Orijinal şeyleri daha çok seviyorum.

Gülçin: Marka takıntım yok ama sevdiğim bir stil var tabi. Her markanın bir çizgisi oluyor. Benim de sevdiğim bir çizgi var tabi ki. Adidas seviyorum ayakkabıda özellikle. Onun dışında böyle çok tercih ettiğim kesin budur dediğim bir şey yok.

Cemre: Benim marka takıntım belli bir marka yok. Bazı genel olarak beğendiğim markalar var onların çoğu ürününü beğeniyorum yani tam benlik diye. Ama  genelde her şey değil; bazı ürünlerde gidip özel üretim olan şeyleri bulurum; bunun her bedeninden şu kadar var, onları özellikle alırım... severim öyle tek tük olan şeyleri.

Peki Bağdat Caddesi hakkında ne biliyorsunuz? Karşıda hiç yaşadınız mı? Gezip gördünüz mü?

Cemre: Anneannem oturuyor orada. Fakat şey, ben normalde Etiler’de oturduğum için Bağdat Caddesi’ni bilmiyorum, bana biraz karışık geliyor. (gülüşmeler)

Bağdat Caddesi mi karışık geliyor?

Cemre: Büyük yani orası, güzel ama... ne bileyim…

Yasemin: Benim okulum orada. Kadıköy’de. İstanbul Üniversitesi Konservatuarı. Orada okuyorum... vaktimiz olduğu zaman Moda’ya gidiyoruz yada Cadde’ye... Cadde’de tek bildiğim yer Şaşkınbakkal. (gülüşmeler) Başka da hiçbir yeri bilmiyorum. Birkaç yer biliyorum ama inanılmaz karışık geliyor sokakları bana.  Bana diyorlar ki orada yaşayanlar, sizin taraf daha karışık. Aslında değil, oradaki sokaklar birbirlerine çok benziyor çünkü; çok karışık geliyor bana.

Cemre: Bağdat Caddesi derli toplu olması açısından çok güzel bence. Yani mesela bir mağazayı bulabilmek için Etiler’den Bebek’e iniyorsunuz falan... Bağdat Caddesi’nde hepsi var. Bütün alışveriş merkezlerindeki mağazaların hepsi var; o açıdan çok güzel, ama yine de çok iyi bilmediğim için karışık geliyor.

Eren: Benim de hayatım hep Avrupa yakasında geçti. Karşıda da bir tek Cadde’yi biliyorum ve arabayla karşı tarafta her zaman kaybolurum. Bir tek arabaya binip Cadde’ye gitmeyi biliyorum. Başka hiçbir şey bilmiyorum. Cadde çok rahat bir yer bence. Gittiğim zamanlarda her şey süper. Dümdüz bir cadde ve ben ara caddelerinin de çok rahat olduğunu düşünüyorum. Çünkü bence hepsi birbirine paralel ve mantıksal olarak karışık değil.

Ama bu kavramı duymuşsunuzdur en azından. Bağdat Caddesi’nden yaşayanlar hakkında edindiğiniz fikriniz var mı? Etiler insanlarına benziyorlar mı mesela?

Cemre: Mesela Bağdat Caddesi kızları için diyorum ki; ya bunların hepsi nasıl bu kadar bakımlı ve güzel olabilir? hepsi güzel! (gülüşmeler) Ne kadar kızın yanından geçiyorsam hepsi güzel, manken gibiler... Bağdat Caddesi’nin kızları güzel oluyor onu biliyorum.

Eren: Bir de  şeyi biliyorum, araba olayını. Orada arabalarla hızlı giderlermiş, arabalarla gezerlermiş onları da biliyorum. (gülüşmeler) Bir de çok kalabalık oluyormuş haftasonu ve hava güzel olunca.

Cemre: Marks&Spencer’ın önünde toplanıyorlarmış dimi Yasemin? Buluşma noktası falan varmış onların. Arabayla gezen gruplar, mesela sahil tarafındaki Mc Donald’s ın orada toplanıyorlarmış öyle biliyorum. (gülüşmeler) 

Yasemin: Ben şeyi hatırlıyorum Cadde ile ilgili... Birkaç sene önce orada bir mağazaya girmiştim. Daha küçüğüm. Avrupa tarafında öyle büyük katlı mağazalar yok henüz. Annemlerle beraber, böyle kat kat çıkılıyordu mağazaya ve çok da güzel kıyafetler vardı. Sonra ikinci girişimde öğrendim ki Zara diye bir yermiş. İlk Zara orada açılmıştı onu biliyorum...

Gülçin: Bakımlı insanlar olduklarını biliyorum, böyle diyeyim. (gülüşmeler)

Bu arada yaşlarınız kaç?

Gülçin: 20 yaşındayım 85 liyim.

Cemre: 20

Eren: 21

Yasemin:19

Mesela bugün makyajlarınızı siz mi yaptınız? Siz mi yaparsınız? Makyaj eğitimi aldınız mı?

Yasemin: Ben bugün kuaföre gitmedim. Kendi kendime yaptım her şeyi. Saçıma da fazla şey yapmıyorum artık... konserlere çıkarken bazen kendim yapıyorum, daha kolay ve daha pratik. Doğallıktan yana daha çok yakışıyor açıkçası bana kendi halinde bırakmak. Makyajımı da kendim yaptım. Bugün aslında Erenle biz gitmedik kuaföre üşendik. Biz kendimiz yaptık.

Eren: Makyaj eğitimi almadık. Ama artık suratımıza makyözler çok fazla makyaj yapa yapa kendimize en çok yakışanı yavaş yavaş bulmaya başladık. Bir de makyaj nasıl yapılır yavaş yavaş biz de. Ben de bugün kuaföre gitmedim. Zaten saçlarım normal, yani makyajı da kendim yaptım. Birde sürekli kuaföre gidip makyaj yaptırmak... hani gerek yok diye düşünüyorum.

Gülçin: Bu arada ya şey; biz hep beraber küçüklüğümüzden beri, sahneye çıktığımız için, kendi makyajlarımızı ve sahne makyajımızı kendimiz yapmak zorunda kalıyorduk. Bu sahne makyajı başka bir şey ama, ben öyle bir şey ki bazen özellikle rimel sürerken batırıyorum ve kendim yapmamayı tercih ediyorum o yüzden; ben de bugün kalkıp kuaföre gittim yani. (gülüşmeler)

Cemre: Ben istesem makyajı düzgün şekilde yaparım ama artık saç ve makyaj yaptırmak istemiyorum. Hiç hoşuma gitmiyor saç ve makyaj yaptırmak elimde olsa hiç makyajsız şekilde çıkıcam rahat rahat, ama olmuyor yani.

Erkek arkadaş mevzusuna girelim mi?

Menejer: Ben söyleyeyim, Cemre'nin yok, Gülçin'in yok, Eren'in var, Yasemin'in yok. (gülüşmeler)

İlişkinden memnun musun? Ne kadar zamandır…

Eren: Çok memnunum. İki sene. Çok memnunum çok mutluyum, huzurluyum.

O ne yapıyor? Nasıl biri?

Eren: O ne yapıyor? Normal bir üniversitede okuyor. Biz tabi ki anormal bir üniversitede okumuyoruz. (gülüşmeler) Konservatuar değil. Öğrenci ekonomi bölümünde okuyor. Gerçekten çok alakasız. Ama onun da ruhunda dansçılık ve şarkıcılık varmış. Yaşadığımız bazı ayrıntılarda görüyorum bunu. Bizimle takıldığı sürece baya bir çıkıyor ondan böyle şeyler. O da hayatından çok memnun... bizimle olmaktan çok memnun. Bizimle diyorum, çünkü sırf benle değil yani, hep birlikteyiz.

İdeal bir sevgili nasıl özelliklere sahip olmalı? Dürüst mü olmalı, asla yalan söylememeli mi, yakışıklı mı olmalı... entelektüel mi? Nedir?

B.C: Eren seçmiş tamam.. (gülüşmeler)

Eren: Benimki gibi olmalı; nasıl mı? İdeal bir sevgili tipinin haricinde söyleyeceğim. Çünkü “ideal tip” herkesin kafasında çok farklı. Anlayışlı olmalı diye düşüyorum... yani bazı durumlar vardır her halden durumlardan... hani anlayışlı olmalı, kendi isteklerine göre davranmamalı, karşısındakine tolerans tanımalı. Çok kıskanç olmamalı.

Ama biraz, azcık kıskanmalı mı yani?

Eren: O da olmasın bence, ben öyle kıskançlıktan çok hoşlanmam... çünkü beni boğuyor gibi geliyor kıskanç tavırlar. Onun dışında içten bir insan olması lazım. Herkesin onu sıcak bir insan olarak görmesi hoş olur...

Yasemin: Ya nasıl söylesem... Bu soru daha önce de sorulmuştu bana. Ukala olmamalı, bana güvenmeli, benim de ona güvenmem gerekiyor tabi. Ve nasıl söylesem, karakteri oturmuş olmalı, iki yüzlülükler falan... güzel şeyler değil bunlar. Ne bileyim beni kıskanmayan... biraz kıskansın ama çok kıskanmasın... çünkü Eren’e katılıyorum, çok boğuyor insanı... niye kıskanıyorsun falan, çok kötü olur herhalde. Ben kıskanırım açıkçası... ama fazla belli etmem... içimde kalır, söylemem.

Cemre: Doğal ve dürüst olmalı. Beni merakta bırakmalı. Mutlaka merak ettiğim bir şeyler olmalı hep.

Gizemli kalmalı?

Cemre: Evet gizemli olmalı ve boyu boyuma yakın olmalı ki kendimi güvende hissedeyim.

Boyun kaç?

Cemre: 67 falan galiba. 1;67.

Kolay... standart… (gülüşmeler)

Cemre: Bilmiyorum ya, böyle sorular sorulduğunda hiç birinde aklıma cevap gelmiyor. Bir erkek nasıl olmalı? Ne bileyim rahat olabileyim yanında, abuk subuk yalanlar söylemesin, bir şey yapmak istiyorsa gezmek eğlenmek istiyorsa eğlensin. Açık sözlü olsun bir şey yapıyorsa gelsin suratıma söylesin. Kavga edip sonra sakinleşebilirim. Ama şey bilmiyorum yani çirkin davranışlar olmasın. Bu soruyu böyle sorunca benim aklıma hiçbir cevap gelmiyor. Ne bileyim ben anlık bir cevap veremem buna.

Grup içersinde iş bölümünüz var mı? Mesela röportajlara gittiğimizde Cemre konuşmayı sever, Eren daha arkada kalır genellikle gibi...

Cemre: Yok. Adımızda “Hepsi” zaten öyle bir iş bölümümüz yok aslında. Kim ne isterse o anda o an’a bağlı olarak yapıyor.

Tv programlarına katıldınız, röportajlara gittiniz, en eğlendiklerinizden bir tanesi? Sanırım Zaga’ya katılmıştınız ve baya hareketli ve eğlenceli geçmişti.

Yasemin :Zaga’da bir şey olmadı yaa Beyaz’da çok eğlendik. Gülüyoruz. Konuk olduğumuzu unutuyoruz orada; Beyaz espriler yapıyor biz gülüyoruz eğleniyoruz kendi kendimize.

Cemre : Zaga’da güzeldi.

Eren : Sinyal çok güzel.

Gülçin : Sinyal programına gittik araba kullandığımız böyle işte hepimiz gittik.

Yasemin: Ben rezil oldum.

Hangi hataları yaptın?

Yasemin: Ehliyeti yeni aldım. Trafiğe çıkmadım hayatımda, araba park etmedim ben. Rezil oldum, gerçekten rezil oldum. Gülçin dubaları kaldırdı ben ona rağmen park edemedim o arabayı. İşaretleri falan bildik ama ben arabayı park edemediğim için üç tane ceza aldım. Dans etmek zorunda kaldık. (gülüşmeler)

Cemre: Yaseminle Gülçin takıldı, Erenle ben; işte arabayı işaret dubalarının arasına park etmek gerekiyor, Gülçin’de inip gel gel, git diyor. Gülçin iniyor dubaları kaldırıyor bir güzel. (gülüşmeler)

Gülçin: Kukaları kaldırdım çünkü imkanı yok asla park edemez Yasemin; böyle bir şey yapmak zorundaydım yani. (gülüşmeler)

Eren: Sonuçta ben ehliyeti alalı 3 yıl falan oldu... trafikte geziyorum gerçekten güzel şekilde. Bazı tabelalar var onlar ehliyet kitabında var, trafikte yok; onları koymuşlar oradaki piste, Cemre’de benden 1,5 sene sonra aldı benden daha taze onun bilgileri, arabayı kullanan benim, cevapları veren Cemre. Allah’tan yanımda ehliyet sınavından daha yeni çıkmış yeni biri var yoksa ben yalnızca araba kullanıyorum, güzel park ediyorum... bazı levhalar var gerçekten bilmiyordum... o yüzden Cemre’ye teşekkür ediyorum buradan. (gülüşmeler) Ceza almamızı engelledi.

Peki ne kadar puanla bitirdiniz?

H.G.: Neredeyse hepsi hata. (gülüşmeler)

5 tane soruyorlardı sanırım.

Eren: Soruları bildik ama yani  giderken hata yaptık bagajı açık unuttuk. (gülüşmeler) Park edemedik orada hep birlikte çok komik oldu. Kaputu açmam gerekiyor, kaputun kolunu bulamadım bagajı açtım. Sonra kaputu açtık ama bagaj açık kalmış. Öyle gitmişiz kullanmışız. (gülüşmeler) Öyle garip garip şeyler oldu

Bu arada garip bir hikaye dinledik biz.

H.G: Ne, Nasıl bir hikaye?

Karınca hikayesi.

H.G: (gülüşmeler)

Yasemin: Eren küçükken reçellerle birlikte karınca yiyormuş. (gülüşmeler)

Eren: Bahçe katında oturuyorduk. Bahçeli bir evdi. Masada mutfak masasında bal ve reçel hep dururdu. Onlar hani buzdolabına konmuyordu ve çok fazla karıncalanıyordu, karıncaların yolu vardı; şekerin ve reçelin içine girerdi. Ben de küçükken her seferinde ayıklardım çaya ve süte koyarken, reçellerden ayıklamazdım öylece ekmeğimin üstüne sürerdim karıncalarla birlikte.

Annen görmeden mi?

Eren: Annemde görüyor canım ne olacak. (gülüşmeler) Pek önemli değildi. Karıncaları da çok seviyorum... gerçekten çok seviyorum enteresan şekilde.  Onlar bana enteresan şekilde tatlı geliyorlar yani çok çalışkanlar. Öyle çocukken  karıncaların çok çalışkan olduklarını öğrenirsiniz ya, çocukken çizgi filmlerden falan... o şekilde işlemiş karıncalarda orda bana yabancı gelmedi uzun süre. 7 sene o evde yaşadım... orda ne güzel ekmek üstüne ayıklamadan yedim çok da yemişimdir muhtemelen karınca.

Başka çocukluk anılarınız?

Yasemin: Ben bir kere köpeğimle birlikte uyumuştum. Bizim sibirya kurdumuz vardı o zaman daha ona yer yapamamıştık bahçede... apartmanda bakıyorduk bir süre, balkonda kocaman bir kulübesi vardı. Motosiklet geçtiğinde sürekli havlıyor, susması için yanına gitmen gerekiyor... yani ben kulübeye girdim onunla, kulübeden çıkınca yine havlamaya başlıyordu ve ben kulübede onunla birlikte uyudum sabaha kadar. (gülüşmeler) Sabah uyandığımda yalıyordu beni o şekilde uyanmıştım. Çokta büyük, ben de küçüğüm...

Kaç yaşındaydın?

Yasemin: İlkokul sondaydım orta bire geçicektim. Baya büyüktü o birlikte uyumak zorunda kalmıştık onunla... iğrenç kokuyordum kalktığımda. (gülüşmeler)

Eren: Ben de kız kardeşimle, benden iki yaş küçük kız kardeşim var, annemler evde yokken evdeki birçok eşyayı kül tablası olsun, abajur olsun bir sürü eşyayı; bir tane böyle kapalı barandamız vardı hepsini oraya taşırdık... ve hepsinin üstüne bir fiyat koyardık... annemler eve geldiğinde onlara satmaya çalışırdık... böyle saçma sapan oyunlar oynardık kardeşimle. Evdeki eşyaları annemlere satıyorduk tekrardan. (gülüşmeler)

En çok ne kadar yiyebilirsin?

Yasemin: En çok bir ekmek yerim. (gülüşmeler) Ben yemek yemeği çok seviyorum ama bu sıralar yememem gerekiyor. (gülüşmeler) Baya bir kilo aldım çünkü. En çok balık ve tavuk severim. Sebzelerden brokoli yemeği severim. Bir de anneannemin yaptığı Ayşe kadın fasulyeyi, zeytin yağlı. Zeytin yağlı dolma...

Hiç yemek yaptın mı?

Yasemin: Ben yaptım.

Makarna mı?

Yasemin: Makarna yaptım. Sos yapıyorum değişik tarzlarda böyle, özel soslar yapabiliyorum. Bir de bezelye yemeği yapmıştım.

Yemek yapmak zevkli mi?

Yasemin: Zevkli ama kimse karışmayacak mutfakta... çünkü, mesela annem gelip şunu karıştırmasın yani... ben yapıyorsam ellenmeyecek...

Peki yemek seçiyor musun?

Yasemin: Yemek seçiyor muyum? Yumurta yemem mesela... nefret ederim yumurtadan. Nanenin taze yaprakları vardır ya, salataya falan konur onları da yiyemiyorum. Bir de patlıcan asla yemem.

Eren: En çok ne kadar yerim? mesela patlayana kadar meyve yiyebilirim. Mesela Mc Donald’sın bir tane büyük mönüsünü yediğim zaman yerimden kalkamayacak gibi oluyorum çok fazla geliyor... belki o kocaman mönüyü yiyip arkasından kocaman kolasını yada başka bir şey içtikten sonra çok fazla tıkıyor beni. Zaten o şekilde tıkanmayı sevmiyorum ama patlayana kadar meyve yiyebilirim. Bir blendıra muz, şeftali, bisküvi ya da  mevsim meyvelerinden hangisi olursa... Bisküvi, süt, bal bir blender; hepsini içiyorum ve yani bütün gün bir şey yemiyorum... en son yatmadan önce acıkıyorum, bir şeyler daha atıyorum ağzıma o şekilde yatıyorum... en fazla tıkadığım şey herhalde o blenderdır. Onun dışında başka bir şey aklıma gelmedi.

Hiç yemek yaptın mı?

Eren: Yemek yaptım. Ama mesela şöyle, kendi kendime yapamıyorum... anneme telefon açıyorum, anne şimdi ben ne yapıcam diye... ne nerede türünde... ne yapacağımı o bana tarif ediyor... yemeğin tam ortasında anne ben ne yapacaktım diye soruyorum bazen... Güzel bir şekilde yemek yapabiliyorum ama tarifi telefonda almam gerekiyor... Çünkü, bir dahaki sefere yine unutuyorum tarifi. Unutuyorum işte, elimde değil...

Peki, sevgiline hiç yemek hazırladın mı?

Eren: Hııı?… Yok hayır! (gülüşmeler) Yemek ısıtıyorum ama. Annem yapıp buzdolabına koymuş oluyor. Karnım açıktı diyor sevgilim... iyi tamam, ben sana yemek hazırlayayım diyorum. Mutfakta yemek hazır nasılsa... onları ısıtıyorum bir güzel ve tabaklara diziyorum. Her türden faklı farklı şeyler koyuyorum masaya bir sürü tabakta... güzel oluyor yani masa. Sana yemek yaptım diyorum, ısıtıyorum annemin yaptığı yemekleri bir güzel. Aslında pek bişey yaptığım söylenemez tabi (gülüşmeler).

Peki yemek seçer misin?

Eren: Yok ayırt ederim... mesela peynir hiç yemem. Bebekliğimden beri kaşar peyniri ve beyaz peynir de dahil, peynirin hiçbir çeşidini yemedim. Zeytini ilkokul beşinci sınıfta neden bilmem yemeyeceğim bir daha diyerek diye kendi kendime bıraktım. Onları hiçbir şekilde yiyemem o yüzden... sabah kahvaltılarında çok zorluk çekiyorum bundan dolayı. Ne yicem, annem her sabah artık sana ne yedircem Eren diye sıkılmaya başladı. Çünkü her sabah reçel bilmem neyle geçmiyor. Onun dışında ne yemem başka? Bamya da sevmem mesela...

Pekala; sevmediklerinizden değil neleri sevdiğinizden bahsedin.

Eren: Çok şey severim... Imm... evet, evet; çok fazla şey severim. Ama enginar da sevmem. Yaa ben bakla bamya mı dedim, ben bakla da sevmem. Bamya da sevmem sevmem.

Yasemin: Eren sevdiklerini söyle, sevdiklerini… (gülüşmeler)

Eren: Patlıcan da sevmem, enginar da sevmem. (gülüşmeler)

Gülçin her şeyi seviyor galiba? Bir tek et mi yemiyordun?

Gülçin: Yaa et yerken çok seçiyorum, illa paketli olması lazım. Köfte yiyorum daha çok. En çok yiyebildiğim bir ekmek ve bir çeyrek kokoreç...

Bu dediğini bir kere yaptım de lütfen...

Gülçin: İki kere yaptım. (gülüşmeler) Ondan sonra... diğer sorular neydi?

Yemek yaptın mı hiç?

H.G: Yapıyor çok güzel…

Gülçin: Yemek yapıyorum... sebzeli tavuk yapıyorum mesela. Ama her zaman tutmuyor tabi. Bir de şey, pasta tipi şeyler, şekerli şeyleri yapmayı seviyorum. Ama yaptığım şeyi bir kez daha yapmamaya karar verdim mi hiçbir zaman ilk yaptığım gibi güzel olmuyor. Her seferinde farklı oluyor. Böyle işte… Kerevizi seviyorum, zeytinyağlı sebze yemeklerini de çok severim

Peki ya sen Cemre?

Cemre: Ben yemek yapamıyorum. Hiçbir şekilde yapamıyorum ama. Yemek ayırt etmiyorum ama özellikle portakaldan uzak dururum… Parfümünü bile sıkmam yani, o kadar o derece... hiçbir şeyini sevmiyorum. Sevdiğim yemekler ise, enginar seviyorum mesela... Mc Donald’sın her türlü şeyini yiyebilirim örneğin... her mönüsünü, her büyüklükte hiç fark etmez.

Jumbo mönü yiyebiliyor musun mesela?

Cemre: Yiyebiliyorum tabi ki! Sınır tanımıyorum yani o konuda...

Gülçin: Cemre hepsini yiyor evet... ben de yiyorum. Sonra da bir daha yemeyeceğim diyorum ama nafile. Her seferinde aynı oluyor.

Cemre: Yemek seçmem aslında... Gerçekten açsam ve yemek yemek istiyorsam, grupta en çok ben yemek yiyorum. Gerçekten durmuyorum. Bazen diyorum bu yemekler nereme gidiyor diye... kilo da almıyorum.

Pekala; herkese soruyorum şimdi... kısa kısa cevaplar olabilir. Dışarı çıkar mısınız eğlenmek için? Nerelere gidersiniz? Mekan ismi vermek istemeyeceğinizi varsayarak, hangi semtleri tercih ettiğinizi söylerseniz de olur. Bir de gece hayatı hakkında ne düşünüyorsunuz? Sever misiniz?

Cemre: Gece hayatını hiç saçma bulmam. Bence gayet de güzel bir şey... fakat hiçbir şekilde gece hayatım yok. Çünkü hiç zamanım yok. Şöyle düşünüyorum; benim yaşımdaki gençler, gece hayatını gerçekten seviyorlar mantıklı olarak; ama ben bütün gün çalışıyorum. Mesela bir sabah kalkıp 11:00 de dans dersine başlayıp, akşamüstü bitene kadar dans edip ondan sonra da röportajlar falan... E dolayısı ile de gece hayatı olmuyor, olamıyor. Onun yerine evde oturmak daha cazip geliyor. Fakat gündüzleri dışarı çıkmayı düşünüyorsam Etiler’de oturduğum için, oraya yakın yerleri tercih ediyorum.

Gülçin: Ben de genelde evde olmayı severim. Kendime zaman ayırmayı severim ama eğer zamanım olur ise Taksim’de takılmayı daha çok tercih ederim.

Taksim’de daha rahat mı hissediyorsun kendini?

Gülçin: Evet. Daha çok seçenek var. Ama daha çok Etiler’deyiz. Çünkü işlerimiz, mesela kuaförlerimiz orada... dans dersleri hep Etiler’de oluyor. Ayrı kalıyorum biraz yani. (gülüşmeler)

Eren: Gece hayatı...Imm... Çok fazla çıkmam ama arada bir çıkarım tabi. Gece hayatı güzel bir şey, ama ben normalden de az çıktığımı düşünüyorum geceleri. Zaman ve yorgunluk yüzünden bize kalan zamanı dinlenmekle geçiriyorum. Genelde de vakit geçirdiğim yerler de; Arnavutköy, Bebek, Etiler gibi yerler.

Daha sakin diye mi tercihin bu yönde?

Eren: Daha sakin evet...

Peki Yasemin, ya sen?

Yasemin: Cemre’nin dediği gibi gece hayatı güzel bir şey ama tabi çıkabilenler için. Gerçekten hiçbirimizin vakti yok ve olsa da çıkacak halimiz yok. Hani belki doğum günlerinde falan özel günlerde çıkılabiliyor. Onun dışında ben de Taksim’i çok seviyorum. Taksim’in içinde her çeşit insan ve her şey olduğu için... o karışıklık hoşuma gidiyor yani... ama geceleri Taksim biraz göreceli bir kavram halini alıyor. O nedenle gündüz daha cazip geliyor bana.

Web sayfanızın adresi nedir?

Yasemin: www.gruphepsi.com

Peki orada hepinizin ayrı ayrı e-maili yazıyor mu, yoksa tek bir adres üzerinden mi hayranlarınızla kontak kuruyorsunuz?

H.G: Tek bir e-mail adresimiz var.

Kim bakıyor peki gelen maillere?

Yasemin: Hepsi Grubu olarak cevap veriyoruz. Kişisel olarak cevap vermiyoruz; yani kişisel gelen maillere de Hepsi Grubu olarak cevap veriyoruz.

H.G: Forumlarımız var mesela... Onları sık sık takip ediyor, okuyoruz.

Foruma katılıyor musunuz peki?

Yasemin: Bire bir chat yapıyoruz onlarla çoğu zaman. Duyurular bölümünde yayınlanıyor.

Mesela haftanın hangi günleri ve saatleri on-line oluyorsunuz? Varmı böyle bir zaman?

Yasemin: Şu anda böyle bir planlama yapmadık. Rastgele ve vakit buldukça zaman ayırıyor ve ilgileniyoruz.

Bugüne kadar karşılaştığınız en garip soru yada sorular ne oldu sitede?

Yasemin: Boyumuzu çok merak ediyorlar mesela. İlk klibimizde midilliler olduğu için onları bazı insanlar gerçekten at zannedip bizim çok uzun olduğumuzu düşünüyorlarmış. En garibi buydu benim aklıma gelen... Bir keresinde de “memleketin neresi” diye bir soru gelmişti.

  

Pekala, internetle aranız nasıl?

Yasemin: Ben internetle baya haşır neşir oluyorum. Gezerim, severim yani interneti.

Eren: Genelde teknolojinin çok dışında bir insanım... evde bilgisayarım yok zaten. Kardeşim kullanır sadece. Ama mesela bir tane e-mail adresi alıp, aylarca bakmadığım oluyor. Kendi kendine gidiyor öyle. Sonra bir tane daha adres alıyorum. Şimdi kullandığımı da daha yeni aldım. Millete veriyorum e-mail adresimi bir şeyler yolluyorlardır belki ama ben bakmıyorum... pek internetle haşır neşir değilim yani.

Gülçin: Ben interneti seviyorum, özellikle eve geldiğim zaman çok yorgun olduğum için fiziksel bir şeyler yapamıyorum... oturup internette geziniyorum.

Cemre: Ben pek teknoloji özürlü değilim... Takip ediyorum. Teknolojik aletleri de merak edip kurcalarım. Bazen de bozabiliyorum tabi; ama yine de kurcalamaktan geri duramıyorum. İnternetle de ilgiliyimdir. Ama öyle hadi bugün neler olmuş, ne mail gelmiş falan türünde özel bir çabam yok. Arada bir eserse ilgileniyorum ve zaman ayırıyorum yani.

Klibinizin başlarken bir animasyon izliyoruz. Kimin fikri?

Cemre: Starium’un fikriydi animasyon şirketimizin yani.

Animasyondaki sesler size mi ait, seslendirmeyi siz mi yaptınız?

Cemre: Evet. (gülüşmeler) seslendirme bizim.

Gelecek projeler neler peki?

Gülçin: Şu anda yapacağımız şeylerden en yakın olanı konserlerimiz... Koreografımız Selahattin Kara, dünya çapında ünlü bir koreograf bu arada; Michel Jakson, Britney Spears, Lenny kravitz Madonna gibi birçok insanla çalışmış ve şimdi de bizimle birlikte çalışıyor... bizim için büyük bir şeref tabi bu...

Eren: Biz Türk olduğumuz için şanslıyız bu konuda... O nedenle çalışabiliyoruz onunla. Yoksa çok seçici...

Gülçin: Her şarkımıza koreografi yapıyoruz şu sıralar. Her gün yeni bir koreografi öğreniyoruz ve sürekli verdiğimiz konserlerde bunları sergiliyoruz.

Bir sonraki klip ne zaman peki? Planlama vardır mutlaka...

Gülçin: Dur dur! Belki olabilir diye düşünüyoruz. (gülüşmeler) “Dur dur” adlı parçaya çekilebilir diye düşünüyoruz; daha kesin değil ama... yaz sonu, Eylül belki...

GRUP HEPSİ İLE ROPÖRTAJ (2.)

Yemekle Aranız Nasıl?
GÜLÇİN: Acayip Yemek yiyorum.
CEMRE: Eger aklıma gelirse herkesten çok yerim.
YASEMİN: Severim ama bu sıralar yogunluktan yiyemiyorum.
EREN: Yemekle aram çok iyidir.

Yemek Yapar Mısınız?
GÜLÇİN: Annem evde yoksa sebzeli pilav yaparım.
CEMRE: Hiçbirşey beceremem.
YASEMİN: Zor kaldıgım zaman değişik soslu makarnalar yaparım.
EREN: Annem tarif edince yapıyorum.

TAKIM

Hangi Takımı Tutuyorsunu?
GÜLÇİN: Milli Takım
CEMRE: Galatasaray
YASEMİN: Fenerbahçe
EREN: Beşiktaş.

BAKIM

Kuaföre Gittiğinizde Sıkılı Mısınız?
GÜLÇİN: Kuaför Takıntım Vardır.
CEMRE: Sık sık dittiysem o zaman ağlıyorum.
YASEMİN: Çok yogunsam sıkılırım.
EREN: Üstüste gittiysem sıkılırım.

Tırnaklarınız kırıldıgı zaman üzülür müsünüz?
GÜLÇİN: En yakın zamanda gidip düzelttiririm.
CEMRE: Hiç üzülmem.Takmam Yani.
YASEMİN: Tabi üzülürüm.
EREN: Elbette üzülürüm. yamuk yumuk oluyor.

YEMEK:

Yemekle Aranız Nasıl?
GÜLÇİN: Acayip Yemek yiyorum.
CEMRE: Eger aklıma gelirse herkesten çok yerim.
YASEMİN: Severim ama bu sıralar yogunluktan yiyemiyorum.
EREN: Yemekle aram çok iyidir.

Yemek Yapar Mısınız?
GÜLÇİN: Annem evde yoksa sebzeli pilav yaparım.
CEMRE: Hiçbirşey beceremem.
YASEMİN: Zor kaldıgım zaman değişik soslu makarnalar yaparım.
EREN: Annem tarif edince yapıyorum.


.

AŞK

Aşkın tanımını nasıl yapıyorsunuz?

gülçin:bir insanı dış görünüşyleberaber ilişki devam ettikçe keşfediyorsunuz.
cemre:insanın tüm hayatını etkileyecek bir duygu
yasemin:aşk acı veriyor ama güzelde. çünkü insanı her zaman mutlu ediyor ve heycanlandırıyor
eren:aşk insan beynİn ve vücudunun en büyük ilacı ama bir o kadr da yıpratıcı. çünkü asırı tutkulu ve yıpratıcı yasanıyorsa o zaman ask kısa ömürlü oluyor. kısacası sevgi askın yerini tutmaz

TARZ

Aksesuar takıntınız varmı?

gülçin: yok.
cemre:küpe ve süslü tokalara bayılıyorum
yasemin:severim en çok saat
eren: sapka, fular

ÇOCUK

Evlendiginiz zaman kaç cocuk yapmayı düsünüyorsunuz?
gülçin:ben yapmak istemem. yapılmıslarını alamk isterim
cemre:cocukları coookk seviyorum yasım ilerlemeden de cocuk yapmak isterim.Çünkü cocugum yanında genc olursam daha cok sey paylasırım. önce bi tane cocuk dogururum eğer onu iyi yetiştiriyorsam ikinci cocugu da yaparım
yasemin:ben iki cocuktan yanayım hatta bi kız bi erkek olsun
eren:acıkcası ben evlenmeyi düsünmüyorum.ancak hayat ne getirir bilimiyorum ama bir kere dogurup iki tane cıksın istiyorum

TARZ 2

Hangi tarz giyiniyorsunuz?

Gülçin:rahat seyler
cemre:spor.
yasemin:dar olmayan seyler.
eren:bu aralar salvar

SEVGİLİ

Sevgiliniz Var mı?
Bu konuda birşey konusmak istemiyoruz.
İlk görüşte karsı cinste sizin ilginizi çeken nedir?
GÜLÇİN: Doğal Olması
CEMRE: Ellerinin üstünün basının temizliği
YASEMİN: Gülüşü
EREN: Vücut Yapısı

GRUP HEPSİ İLE ROPÖRTAJ (2.)

Siz klasik sorulardan sıkılıyorsunuz galiba öyle bir duyum aldık. (gülüşmeler)
Soru olarak  bagdatcaddesi.net’den soru soran arkadaşlarımız var; onların sorularını ilk önce yanıtlayalım. Sonra sohbet edelim. Sohbet sırasında ilginç bir şeyler buluruz aradan tamam mı?

H.G: Tamam

Siteden sorular: Çocukluğunuzda böyle bir yere geleceğinizi hiç düşünür müydünüz? Yada çocukluğunuzdaki hayalleriniz nelerdir? Tuba Demir sormuş.
Gülçin: Ya tabi ki düşünüyorduk. Herkesin sen ne olacaksın dedikleri zaman, zaten mikrofon olarak, her tür silindir şeklindeki eşyayı alıp şarkı söylemeye çalıştığım için böyle bir hayalim vardı yani.
Eren: Benim çocukluk hayalim çok komikti. Ahçı olmaktı. Ama bu çocukluk hayaliydi. Sonra, ortaokul yıllarına geldiğimizde tabi ki hayalimiz böyle bir grup olmaktı. gerçekten… Ama proje başladığında da bu kadar tepki alacağımızı çok kısa zamanda buraya geleceğimizi tahmin etmiyorduk.

Yasemin: Benim de mutlaka sahne ile ilgili bir şey olacağı kesindi, çünkü aileden gelen bir şeydi sonuçta. Tiyatrocu olmayı istiyordum. Ama daha sonra klasik baleye geçince dansçı olmaya karar verdim. Hep değişti bu fikir ama sonradan şarkıcılıkla dans bir arada olunca bu gurup kuruldu ve şimdi buradayız. Güzel yani.
Cemre: Zaten başından beri bunu istiyordum. Tabi klasik bale okuduğum için yani onda da sahne almak iyi ama, başından beri bunu istiyordum. Buraya geleceğimizi tahmin ediyor muyduk derseniz; biraz ukalalık olacak ama,  ben ediyordum yani...

Gökhan Konaş demiş ki; başarılarında bayan ve güzel olmalarının payı onlara göre yüzde kaç?
H.G: Buna toplu cevap verelim isterseniz? Tek tek yüzde vermeyelim.
Eren: Bayan olmamız şu şekilde algılanabilir. Hani yalnızca bayan olduğumuz için değil ama, kız gurubu hani ilk defa bu şekilde bir şey yaptığı için ilgi çekmiş olabilir mesela. %30 olabilir. Bayan olmamız ve dört kişi olmamız bence %30 olabilir.
En son gittiğiniz film?
Yasemin: Eee ben gittim… (gülüşmeler) Dünyalar Savaşı’na gittim çok güzeldi.
Eren: Hatırlamıyorum. Neden hatırlamıyorum çünkü ben her gün birkaç film izliyorum. Yani sinema dışında da. Ne izlediğimi gerçekten hatırlamıyorum. Çok fazla film izliyorum. Hangisi en son film hiç hatırlamıyorum.
Cemre: Angelina Jolie ve Brad Pitt. Ms&Mr Simith

grup hepsi ile ropörtaj

Yasemin
            Söyleyin bakalım Yasemin'in
    Favori Albümün?
        Eren: Şebnem Ferah
        Cemre: Şebnem Ferah
         Gülçin: Şebnem Ferah
           Yasemin: 3'te 3!
       Diş Fırçası ne renk?
        Eren: Beyaz
           Cemre: Mavi
           Gülçin: Mor
           Yasemin: Evet Mor!
     En çok görmek istediği ülke?  
        Eren: Amerika
           Cemre: Miami
           Gülçin:  Viyana- Avusturya
           Yasemin: Hawai tabi ki!
       En sevdiği yemek?
        Eren: Patlıcan
           Cemre: Yumurta
           Gülçin: Balık Çorbası
           Yasemin: Balıklı her şeyi
      Hayranı olduğu ünlü?
        Eren: Erkek mi?
           Gülçin: Kadın mı?
           Yasemin: Yok ki!

 

Gülçin  
             Söyleyin bakalım Gülçin'in
    Olmazsa Olmazı?
        Cemre: Ruju
           Yasemin: lipstick'leri
           Eren: Lipstick'leri
           Gülçin: Bingo
    En sevdiği dizi?    
        Cemre: Yok ki! İzlemez O televizyon.
           Gülçin: Hayır hayır bir tane var.
           Yasemin: Avrupa Yakası
           Gülçin: Evet Avrupa Yakası
     En sevmeiği ders?
        Cemre: İnkılap
           Yasemin: İnkılap
           Eren: İnkılap
           Gülçin: Biz genel olarak sevmeyiz inkılabı
     En sevmediği yemek?
        Cemre: Enginar diyesim geliyor.
            Yasemin: Bamya
            Eren: Patlıcan
            Gülçin: Evet Patlıcan

 

Cemre
              Söyleyiin bakalım Cemre'nin
   Favori Dizisi?
        Eren: The O.C
           Yasemin: Friends
           Gülçin: Sex and The City
           Cemre: Comedy Max'tekilerin hepsi
    Olmazsa Olmaz Kıyafeti?
        Eren: Küpeleri vardır.
           Yasemin: Şapkaları vardır.
           Gülçin: Kurtarıcısı çıtçıtlı saçlarıdır.
           Cemre:Hepsi Hepsi Hepsi
   Peki favori albümü hangisi?
        Eren: Mariah  Carey'nin son albümü
           Yasemin: Mariah Carey
           Gülçin: Mariah Carey
           Cemre: Bunu bilirler çünkü sürekli dinliyorum...
   Fobisi nedir?
           Herkes: Por-ta-kal
           Cemre: Portakaldan nefret ediyorum, alerjim de var zaten
rup_hepsi_eren_yasemin_cemre_gulcin 

grup hepsinin özellikleri

CEMRE

1-)Cemre "acayip" lafını çok kullanıyomuş
2-)lisedeyken 5 kes disipline Gitmişş
3-)kullandığı tuhaf kelimelerden Biri "çıldır çıldır"mış
4-)Cemrenin gıcık Olduğu reklamlar çıkınca cemre delirirmiş
5-)Küçükken kardeşiyle zeytin yağını yerlere dökmüşler ve ovalamışlar yerlerde yerden ısıtma olduğu için hep zeytinyağı kokuyormuş anneside 3 gün boyunca yerleri silmek zorunda kalmış annesi siliyomuş yerler yine zeytinyağı kokuyormuş
6-)Cemrenin 2 kardeşi varmış birisinin adı dilan diğerinin ise sehle'miş.
7-)araba plakası BCK'mış anlamı Batur-Cemre Kemer!Batur çok sevdiği kuzeniymiş
8-)Cemre otururken birisi ayağa kalkınca cemrede kalkarmış
9-)Cemrenin burnu estetikmiş
10-)ismail-yk'nın klibinde oyunculuk yapmış

ANNESİ:ŞEBNEM (Menejer)
BABASI:İSLAM
DOĞUM TARİHİ:17 ŞUBAT 1985
DOĞUM YERİ:İSTANBUL
BOYU:1.67
KİLOSU:44
EN SEVDİĞİ RENK:MAVİ
EN SEVDİĞİ YEMEKLER VE İÇECEKLER:KAVURMA TAVUKLU BURGER,ENGİNAR
HİÇ SEVMEDİĞİ YEMEKLER VE İÇECEKLER:PORTAKAL VE PATLICAN
DİNLEDİĞİ SANATÇILAR:MARİAH CAREY VE NİL

GÜLÇİN

1-)gülçinin yeğeninin adı EGE'ymişş
2-)kullandığı cep telefonu nokia 6260
3-)kendini WHO REALLY CARES VE CAGED BİRD Şarkılarıyla tamamlıyor
4-)En çok korktuğu şey yanlış anlaşılmak
5-)Boş zamanlarını internette yada yalnız odasında geçirmekten hoşlanıyor
6-)parlak taş küpe delisii
7-)kitapları yarım bırakmamak gibi bi takıntısı var
8-)en sevdiği dizi SMALLVİLLE
9-)en sevdiği filmler dans filmleri
10-)kardeşinin adı SEZİN ve ELÇİN
11-)lise 1'deyken baleden sıkılmış ve aynı zmnda hocanın ilgisiszliği yüzünden bunalıma girmiş
12-)Daldığı zaman alt dudağını ısırıyormuşş
13-)Hayatında bir kere bi erkek tarafından reddedilmiş.
14-)Ablasının bir bebeği varmış ablasına minikannem diyormuş
15-)Gülçin 3 kardeşmiş ablalarının adları:seçil ve elçin galba elçin hollandada yaşıyormuş
16-)Gülçinin annesiinn adı Aysel ve annesinin en yakın arkadaşı Suna teyzesiymişş
17-)Gülçin Suna teyzenin yaptığı pırasalı böğrekleri çook seviyormuş
18-)TC KİMLİK Numarası:477013------
19-)Uzun süre kapalı alanda kalamazmış ve hemen daralırmış
20-)sakız çiğnerken asla merdivenlerden çıkmazmış
21-)Kedisinin adı PETITO'ymuş.Cinsiyeti erkek ama gülçin ilk başta pembe bir tasma takmış
22-)Annesi Çok Güzel türk sanat müziği söylüyormuşş
23-)eğer sevdiği çocuk ona yakın davranırsa yüzü kıpkırmızı olurmuş yüzüne bakamazmış
24-)Kaset ve cdlerin arkasında teşekkür yazılarında Gülçinin yazdığı rakakamlar şifreymiş
25-)Top oynamak konusunda çok yeteneksizmiş bu tip sporlarda arkadaşları onunla oynamaya sinir oluyorlarmış
26-)konservatuarda en yakın arkisinin adı Beril'miş
27-)Sınıfında güco diyorlarmış , sınıf numarası 784'müşş
29-)şubesi D'ymiş
30-)annesine şükroş diormuş ama annesinin adı şükran değilmiş

DOĞUM TARİHİ:30 EKİM 1985
DOĞUM YERİ:DALYAN
BURCU:AKREP
AYAKKABI NUKMARASI 38
KİLOSU:49
EN SEVDİĞİ YİYECEK VE İÇECEKLER:ZEYTİNYAĞLI KEREVİZ,SİYAH ÜZÜM,KOKOREÇ,ÇİKOLATALI DONDURMA VE JELİBON
SEVDİĞİ RENK:PEMBE
HİÇ SEVMEDİĞİ YİĞECEKLER VE İÇECEKLER:KOLA ÇAY BAMYA PATLICN
DİNLEDİĞİ SANATÇILAR:MARİAH CAREY,USHER,PUSSYCATDOLLS,SEAN PAUL,ALİCAİA KEYS
LAKABI:TOSBAĞA

YOSHY

1-)Zerrin Özer'in Rumeli Hisarı ve bostancı gösteri merkesindeki konserinde vokal ve danscı olarak sahne aldı.
2-)Yasemin annesi ve anneannesiyle yaşıyor..babasını ikinci eşinden bi erkek kardeşi var
3-)araba park edemiyormuş.bu yüzden sürücü kursuna gitmiş
4-)okuldayken diş teli takmış
5-)çok güzel çeşit çeşit soslar hazırlayabiliyomuş
6-)hiç aldatmamış ama bir kez aldatılmış
7-)Başı ağırdığında bile hemen ilaca sarıldığı için gastrit olmuş daha bu yaşta .
-çok esmer olduğu için okuldaki arkadaşları ve öğretmenleri yasemine maşacı die hitap ediyorlarmışş
9-)en sevdiği meyve üzümmüş.
10-)lisedeyken çok yaramazmış.İlgin diye bir arkadaşı varmış onla birlikte hep ceza alırlarmış
11-)asla vatkalı şeyler giymezmiş
12-)simetri takıntısı varmış
13-)sevgilisi varmış konserlere çıkmadan yada televizyona çıkmadan önce hep ararmış 
14-)Kızlar Diyorki; "Yasemin çok kolay ağlar,bazen sırf şımarıklıktan ağlar duygu sömürüsü yapar"
15-)bir keresinde oyun oynarken yanlışlıkla enstrüman olarak kullandığı tefi arkadaşının kafasına geçirmiş
16-)Bel fıtığı varmış
17-)her şeyden önce bir kişi ile tanıştığında kişinin önce gözlerine sonrada ayakkabılarına bakarmış
18-)plakası YY'miş Yani Yasemin Yürük!
19-)Yasemin ANNESİne kızdığı zaman annesinin yastığının altına ıspanak koyarmışş
20-)yaseminin kuzeninin adı Bengü Ceyda'ymış
21-)Göbek adı Damla'ymış
22-)ilkokul son sınıfta iken bi sibirya kurdu varmış bahçede yer yapamamışlar köpeklerine bir süre balkonda bakmak zorunda kalmışlar bahçede kocaman bir kulübesi varmış.Motorsiklet geçtiğinde sürekli havlıyomuş.Susması için illa yanına gitmek gerekiyormuş.Yasemin kulübeye girmiş onunla kulübeden çıkınca yine havlamaya başlamış,Yaseminde sabaha kadar külübenin içinde köpeğiyle birlikte uyumuş sabah gözlerini açtığında köpeği suratını yalıyormuş
23-)yasemin küçükken barbie bebeklerinin saçını boyar ve arabaya oturttururmuş
24-)birisi elini burnuna soktuğunda o da sokarmış
25-)4 yaşındayken pamuk prensesin arkadaşını oynamış boyu kısa olduğundan pamuk prensesi oynayamamamışş maleseff pamuktan sakalını kaldırıp püff yapıyormuş

DOĞUM TARİHİ:21 EYLÜL 1986
DOĞUM YERİ:İSTANBUL
BURCU:BAŞAK
EN SEVDİĞİ YEMKLER VE İÇECEKLER:KOLA BALIK ET TAVUK VE ÇİKOLATA
EN SEVMEDİĞİ YMKLER VE İÇECKLER:NANE YUMURTA
LAKABI MAŞACI
BOYU:1.60
KİLOSU:61
DİNLEDİĞİ SANATILAR:KENAN DOĞULU MADONNA TARKAN ŞEBNEM FERAH

EREN

1-)Vip konutlarında oturuyor
2-)önceden babasını barında ona yardım ediyormuş
3-)Eren'in annesinin adı Ayşe.Kardeşi Esen 20 yaşında ve ikinci adı da ecem miş
4-)Kocaeli ili körfez ilçesine bağlı Yarımca da anneannesi oturuyor
5-)Araba kullanırkan garip haraketleri varmış mesela alt dudağını ısırırmış ve Yaseminin dediğine göre dilini çıkarırmış
6-)3 yıllık bi ilişkisi var erkek arkadaşının adı Yavuz,ekonomi bölümünde okuyormuş
7-)felsefe dersini hiç sevmiyormuş
8-)arkadaşı ile su savaşı yaparken tineri su sanıp etrafa tiner saçmışş
9-)babasının adı Celal'miş
10-)Küçükken yazlıklarında reçellerin içine karıncalar girermiş ve eren karıncaları reçelle yermiş
11-)Burnunun yanındaki ben doğuştanmış yaptırmamış.
12-)Erenin babası ile annesinin sarıyer Zekeriyaköy de POLA adında bir lokantası varmış
13-)Sağ bileğinde bir dövmesi var:üzerinde 'be yourself' yazıyormuş,yani anlamı kendin ol muş
14-)Bu yaz sörfe başlamış

DOĞUM TARİHİ:19 MAYIS 1984
DOĞUM YERİ:İSTANNBUL
BURCU:BOĞA
KİLOSU:58
EN SEVDİĞİ YİYECEKLER VE İÇECEKLER:PÜRE ZEYTİNYAĞLI DOLMA VE MANTIYMIŞ
EN SEVMEDİĞİ YEMEKLER VE İÇECEKLER:PEYNİR ZEYTİNMİŞ
DİNLEDİĞİ SANATÇILAR:MOR VE ÖTESİ NİL MADONNA DESTİNY'S CHİLD,GWEN STEFANİ